Teknolojik Ürünler

Fotoğraf Makinesi Nedir, Hangi Parçalardan Oluşur?

Fotoğraf makinesinin ne olduğunu ve hassas makine parçalarının bir araya gelerek nasıl kullanıldığını hiç merak ettiniz mi? Günümüzde hızla gelişen teknolojiyle birlikte küçülerek cebimize kadar giren cep telefonları sayesinde hızlı ve kaliteli fotoğraf çekmek mümkün. Ancak sıradan kullanımlarının yanı sıra belirli bir amaç ya da hobileriniz doğrultusunda farklı özelliklerinden yararlanabileceğiniz mükemmel ve geniş ölçekli fotoğraflar çekmek istiyorsanız rehberimiz tam size göre?

Fotoğraf Makineleri Parçalarını Tanıyalım

Fotoğraf makinesi, dijital ortamda (harici bellekte) saklanabilen veya yazdırılabilen insanların ve nesnelerin görüntülerini çekerek kayıt edebilen optik bir cihazdır. Kaliteli fotoğraflar çekebilmek için aynı zamanda kullanacağımız fotoğraf makinesini de tanımamız ve özelliklerini bilmemiz gerekir. Peki fotoğraf makinesinin özellikleri nelerdir ve nasıl kullanılır?

Bir fotoğraf makinesinin nasıl çalıştığını anlamak istiyorsak, ışığı da nasıl kullanmamız gerektiğini bilmemiz gerekir. Işık düz bir yolda ilerler. Eğriler çizmez, yansır ve emilir. Ses ile hemen hemen aynı özelliklere sahiptir. Dalga boyu, frekans ve büyüklük bakımından farklılık gösterir. Bir fotoğrafçının görevi de ışığı kendi zevkine ve biçimine göre yakalamak ve düzenlemektir.

Kameraların iki ana parçası lens ve ışık detektörüdür. Kamera merceği, ışığı toplar ve bir ışık detektörü yüzeyine (film veya dijital sensör) yansıtır. Ardından, çeşitli yollarla zevkinize göre şekillendirilmiş nihai görüntünüzü elde edersiniz. Şimdi lafı daha fazla uzatmadan

Mercek

fotoğraf makinesi mercek görseli

Mercek, ışığın kamera ile ilk temasının gerçekleştiği yerdir. Işık mercekten geçer. Farklı optik formüller aracılığıyla görüntünün yansıtılma şeklini düzenler. En güçlü ifade etme araçlarımızdan biridir. Bu yüzden nasıl çalıştığını anlamanız büyük önem taşır.

Optik (Lens) Yapısı

fotoğraf makinesinde optik (lens) ne işe yarar

Fotoğraf makinesi merceği aslında tek bir mercek değildir. Çok sayıda tekli mercek grubundan oluşur. Oluşturulan bu yapı, titiz tasarım ve testlerin sonucudur. 50mm f/1.8 veya f/1.4 gibi bazı standart formüller vardır. Bunlar farklı üreticiler arasında çok benzerdir ve uzun zaman önce geliştirilmişlerdir. Bir lensin optik formülü, sensör üzerine yansıtabileceği görüntüyü belirler.

Netlik (Odak) Uzaklığı

odak uzaklığı (netlik) ne işe yarar

Odak uzaklığı yakınlaştırma miktarını tanımlamaktadır. Daha düşük bir odak uzaklığı daha geniş bir görüş açısı verir. Daha yüksek veya uzun bir odak uzaklığı görüntünün daha dar bir kesitini verir. Teknik açıdan odak uzaklığı, lensin birbirine yaklaştığı nokta ile sensör veya film arasındaki mesafedir. Zoom (yakınlaştırmalı) objektifler noktalarını ileri geri değiştirirler. Gerçekçi objektiflerin noktaları ise sabittir ve parçaları yalnızca odaklama için hareket eder.

Diyafram Açısı

Merceğin çapı, geçebilecek maksimum ışık miktarını belirler. Çoğu lenste bir iris (fotoğraf makinesinden geçen ışık düzeyini ayarlayan mekanik parça) vardır. İris, çapı daraltmak için kullanılır. Göz bebeği gibi düşünülebilir, ne kadar dar olursa o kadar az ışığın girmesine izin verir. Ayrıca daha dar bir iris daha fazla alan derinliği ve daha az arka plan ayrıştırması sağlar.

Diyafram değeri F-Stop şeklinde verilir. F-Stop bir diyafram açısı ölçme oranıdır. Odak uzaklığını lensin çapına (iriste) bölerek hesaplayabilirsiniz (25 mm diyafram çapına sahip 50 mm’lik bir objektifin F-Stop f/2’dir şeklinde). Yakınlaştırma yaptığınızda odak uzaklığı elbette değişmektedir. Sabit minimum diyafram değerine (24-70mm f/2.8) sahip objektiflerde diyafram siz yakınlaştırdıkça aşamalı olarak genişler ve bu oranı her zaman aynı tutar.

Netleştirme (Odaklama)

netleştirme (odaklama) fotoğraf makinelerinde ne işe yarar

Fotoğraf makinesi mercekleri de aynı gözlerimizde olduğu gibi dünyayı odak düzlemlerinde görmektedir. Bu düzlemler kamera lensinin ön parçasına ve sensöre paraleldir. İstinası ise tilt shift (fotoğraflarda minyatür etkisi oluşturma tekniği) ve fazla geniş açılı lenslerdir. Belirli bir düzlemi netleştirmek için bir mercek parçasının, merceğin içinde hareket etmesi gerekir. Mercek parçasını otomatik odaklama ile ya da odaklama halkasını çevirerek manuel olarak da kontrol edilebilir.

Her lensin gerçekleştirebildiği kapasitede bir odaklama aralığı vardır ve makro objektifler dışında çoğu sonsuz netleştirme yapabilir. Odaklama parçası sensöre ne kadar yaklaşırsa o kadar uzak mesafeye odaklanır. Fiziksel olarak daha uzağa odaklamakta mümkündür ancak görüntü tekrar bulanık hale geleceği için bu pek mantıklı olmaz. Yakın çekimlerde ise odaklama parçası sensörden uzaklaşır. Bu nedenle de gövde ile lens arasına ek kablolar ekleyerek makro olmayan herhangi bir lensi makro kapasitesine sahip hale getirmek mümkün olabilmektedir.

Odaklama halkası genellikle fiziksel olarak lensin içerisindeki odaklama mekanizmasına bağlıdır. Manuel odaklama bu durumda size doğrudan kontrol sağlar. Bazı objektiflerde ise sadece elektronik kontrol yer alır. Özellikle ağır objektifler de (Canon 85mm 1.2 gibi) bu durum söz konusudur. Normal bir odaklama halkası için pratik olmayacağı için küçük boyutlu (canon 40mm f/2.8 gözleme lens) yapılarda da sıklıkla kullanılır.

Sabitleme

Kullanılan bazı gelişmiş lenslerde kameranın hareketini sürekli olarak dengeleyen bir parça bulunur. bu parça genellikle arka kısımda yer alan tek lensli yapısal bir birimdir. Bir jiroskop (düzdöner, dönüş ekseninin kendi kendine herhangi bir yönü kabul etmekte serbest olan dönen bir çark veya disk) yardımıyla elinizdeki titremeleri ve diğer tüm hareketlerinizi ölçerek çekimlerde ki netlik bozulmasına engel olur.

Sabitleme sistemlerinin isimlendirilmesi markalara göre farklılık gösterir (Canon markalı cihazlarda görüntü sabitleme (IS) özelliği, Nikon markalı cihazlarda titreşim azaltma (VR), Sony markalı cihazlarda optik görüntü sabitleme gibi) ve genellikle hepsi aynı işlevi görür.

Fotoğraf Makinelerindeki Diğer Özellikler

Fotoğraf makinelerinin en önceli parçaları bildiğiniz gibi lens bölümüdür. Tabi farklı açıdan bakıldığında fotoğraf makinelerini birbirinden ayıran farklı özelliklerde bulunur. Diğer etkenlere gelin beraber göz atalım.

Ağırlık ve Ergonomi (Kullanışlılık)

Lenslerin boyutu ve ağırlığı pek çok faktöre bağlıdır. Genellikle yüksek diyafram açıklığı, daha büyük lensler anlamına gelir. Amaçlanan sensör boyutu ne kadar büyükse, lensin de o kadar büyük olmasıdır. Çoğu zaman üreticiler lenslerini kameralarıyla iyi uyum sağlayacak şekilde tasarlar. Ancak bazı durumlarda bu mümkün değildir.

Çoğu zaman üreticiler objektiflerini fotoğraf makineleriyle mükemmel bir denge sağlayacak şekilde tasarlar. Ancak bazı durumlarda bu mümkün değildir. Hızlı telefoto ve süper telefoto lensler (Canon 200mm f/2 gibi) ve hızlı ultra geniş açılı lensler (Sigma’nın 14mm f/1.8’i gibi) büyük ön parçalara sahip olmalıdır, bu nedenle dengesiz çalışabilirler.

Fotoğraf Makinesi Gövdesine Bağlantı

Fotoğraf makinesi gövdesine bağlantı kurmak için değiştirilebilir ve gövdeye sabitlenmiş olarak 2 tür lens’ten söz edilir. Sabit lensler çoğunlukla üçüncü seviye kompakt (sıkıştırılmış) ve köprü tipi fotoğraf makinelerinde bulunur. Sabit lenslerde fazla bir seçenek yoktur ancak dijital tek lensli refleks kamera (DSLR) ve aynasız değiştirilebilir lensli kamera makine gövdesinden bağımsız olarak değiştirile bilmektedirler. Lensleri kamera gövdelerine bağlamak için her fotoğraf makinesi üreticisinin kullandığı  sabit lens yuvaları vardır. Lensleri güvenli ve sabit tutmanın yanı sıra her yuvanın bir de otomatik odaklama ve sabitleme de güç sağlamak için gerekli elektronik mekanizması vardır. Veri bağlantıları ise, diyafram açıklığı, odak mesafesi, yakınlaştırma ve genel lens bilgilerini aktarmaktadır.

Fotoğraf makinesi kamera yuvası türleri arasında en önemlileri arasında Canon’un EF, EF-S (DSLR) EF-M, kırpılmış sensörlü aynasız kamera, RF (doğruda elektrik bağlantısına sahip olmayan) ve tam çerçeve aynasız kamera türleri , Nikon’un F (DSLR) ve Z (aynasız), Sony’nin A (DSLR) ve E aynasız … yer almaktadır.

Vizör

Fotoğrafçılar fotoğraf çekimlerini yapmadan önce fotoğraflarını oluşturmalarına yardımcı olması için kullanılan optik bir cihazdır. Tüm DSLR’lerin ve birçok aynasız fotoğraf makinesinin optik ya da elektronik vizörü vardır. Optik vizörlü bir DSLR dijital fotoğraf makinesinde, ışık lensten geldiğinde yarı geçirgen bir aynaya yansır. Işığın bir kısmı daha sonra bir pentaprizmaya (içeri giren ışın prizmaya 90° açıda olmamasına rağmen bir ışık demetini sabit bir 90° döndürmek için kullanılan beş kenarlı bir yansıtıcı prizma) ve oradan da vizör’e yansır.Kalan kısımlar ise ikincil bir aynadan aşağıya doğru otomatik odaklamaya yansımaktadır.

Deklanşör

Deklanşör, ışığın film veya sensör üzerine belirli bir süre (deklanşör hızı) boyunca gelmesini sağlayan mekanizmadır. Çoğu fotoğraf makinesinde bulunan sarmal mekanik deklanşörün iki perdesi vardır. Deklanşöre bastığınızda, ilk perde yukarı kayar ve ışığın kamera sensörüne girmesine izin verir. Ardından deklanşör hızının ayarlanan süresinden sonra ikinci perde kapanır. Sensör tekrar engellenmiş olur. Belirli bir deklanşör hızının altında standart bir flaş kullanamaması hareketli denklaşörlerin dezavantajlarından biridir. Bu genellikle 1/200 saniye civarındadır ve bunun altında, tüm kareyi aynı anda açığa çıkarmazlar. Bir taraftan diğerine geçen perdeler arasında bir pencere vardır. Buna karşılık flaş anlıktır, bu nedenle 1/200 saniye hızının altına düşerseniz, çerçevenin yalnızca bir bandı yanacaktır. Bu sorunu yüksek hızlı senkronizasyon kullanarak önlemeniz mümkündür.

Elektronik deklanşörler, dijital fotoğraf makinesi çağının bir ürünüdür. Görüntünün hızlı ve sürekli okunması için kullanılırlar. Hemen hemen her dijital fotoğraf makinesinde bir döner elektronik obtüratör (iki perde parçasından oluşan bir mekanizma) bulunur. Sensörden gelen verileri bloklar halinde toplayarak ve aşağı doğru ilerleyerek çalışır. sessiz çekim ve bazı durumlarda saniyenin 1/32000’i gibi çok düşük deklanşör hızları sağlar. Dezavantajı ise eş zamansız okuma nedeniyle hızlı hareket eden nesnelerin bozuk görünmesidir.

Canlı Görüntü ve video kaydının her ikisinde de üçüncü seviye fotoğraf makinelerinde elektronik deklanşörler kullanılır. Bazı gelişmiş kameralarda evrensel elektronik deklanşör bulunur. Tüm karedeki verileri aynı anda okuyarak ayar bozulması sorununu çözer. Çoğunlukla profesyonel video kaydı için kullanılmaktadır.

Sensör

Dijital sensörler piksellerden oluşur. Pikseller ışığı elektriğe dönüştüren küçük güneş pilleridir. Çoğu dijital kamerada standart tek katmanlı cmos veya ccd sensör bulunur. Cmos, pikselleri tekil olarak okumasına ve düşük güç tüketimine izin veren yeni bir teknolojidir. Pikseller, renk filtreleri kullanılarak bayer filtresi adı verilen bir düzende yerleştirilir. Bayer filtres ikisi yeşil, biri kırmızı ve biri mavi olmak üzere dört piksellik bloklardan oluşur. Her piksel yalnızca kendi rengine duyarlı olduğundan kırmızı, yeşil ve mavi noktalardan oluşan bir görüntü elde edilir.

ISO Hassasiyeti

Filmli fotoğraf makinelerinde filmi farklı hassasiyet derecesine sahip farklı bir filmle değiştirebilirsiniz ancak dijital fotoğraf makinelerinde bu süreç farlı işler. Fotoğraf makinesinde ISO değerini ayarladığınızda, belirlenen ISO değerine bağlı olarak birden fazla işlem gerçekleşebilir. Çoğu dijital kameralarda her bir piksel için küçük bir amplifikatör (yükselteç) bulunur. Kare çekildikten sonra ıso’ya göre pikseller belirli bir değere kadar yükseltilirr. Bu değer genellikle ıso 1600 yükseltme işlemidir.

Ayrıca ıso, işlenmemiş dosyaya yerleştirilen dijital bir etiket ya da fotoğraf dosyaları için dijital bir yükseltme işlemidir.

fotoğraf makinelerinin dijital baskı ve işleme süreci

Dijital Dönüşüm ve İşleme Süreci

Dijital kamera sensör tarafından okunup  yükselticiden geçtikten sonra fotoğrafın verilerini dijital veri haline dönüştürülür. Bu işlemler dijital dönüştürücünün görevidir.

Günümüzdeki modern fotoğraf makinelerinin bir çoğu verilerin 16 bitlik kısmını dönüştürür ancak bunun yalnızca 14 bitini kullanmaktadır. Geriye kalan 2 bit ise üretim sonrası ve filtreleme de daha fazla esnekliğe olanak sağlar. 14 bit, her piksel için 16.384 değer olasılığı olduğu anlamına gelmektedir. Sonucunda ise modern dijital kameralarda muhteşem bir renk ve renk tonu elde edilmesi sağlanmış olur. Ardından piksel verileri görüntü işlemcisine gider. İşlemci çeşitli algoritmaları gerçekleştirir, filtreleme yapar ve çekilen resmi yazdırmak istiyorsanız resmi sıkıştırır. Böylece son görüntü ekran kartınıza yüklenmiş olur.


Rehberimiz sonuna geldik. Fotoğraf makineleri hakkında teknik sorunlara karar verirken de kullanabileceğiniz bilgilere artık sahipsiniz. ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu